08.10.2026
*Sema Çelebi, Enis Kadıoğlu, Bilge Yılmaz
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (“TMK” / “Kanun”) uyarınca yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerin evlilik öncesinde sahip oldukları varlıklar ile evlilik birliği süresince elde ettikleri kazançların hukuki niteliği birbirinden tamamen farklıdır. Eşlerden birinin evlenmeden önce edindiği bir taşınmazın borç ödemelerinin evlilik birliği içinde de devam etmesi durumunda, yapılan bu ödemelerin mal rejiminin tasfiyesine etkisi ve diğer eşin yasal haklarının kapsamı büyük önem arz etmektedir. İşbu bilgi notunda evlilik öncesi edinilen taşınmazın kişisel mal niteliği korunduğu halde, evlilik içinde yapılan ödemelerin yasal statüsü ile bu ödemelerin kaynağına göre ortaya çıkan denkleştirme, değer artış payı ve katılma alacağı kavramları yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde incelenmektedir.
Pursuant to the Turkish Civil Code No. 4721, under the statutory regime of participation in acquired property, the legal status of assets owned prior to marriage and the income earned by spouses during the marriage differ fundamentally. In cases where mortgage or cooperative installment payments for an immovable property acquired by one spouse prior to marriage continue during the marriage, the impact of these payments on the liquidation of the matrimonial property regime and the scope of the other spouse’s statutory rights become highly significant. Within the framework of established Supreme Court precedents, this legal brief examines the legal status of payments alongside the concept for equalization, share in appreciation of value, and participation claims arising from the source of such payments.
1. Kişisel Mal ve Edinilmiş Mal Ayrımı
Boşanma davalarında mal paylaşımı tarafların en çok anlaşmazlık yaşadığı alanların başında gelmektedir. Tasfiye sürecine dahil edilecek varlıkların tespiti bakımından hangi malın kişisel mal kapsamında hangi malın edinilmiş mal kapsamında olduğu büyük önem taşımaktadır.
Kişisel mal kavramı TMK’nın 220’nci maddesi kapsamında düzenlenmekte olup bu madde uyarınca mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği mal varlığı değerleri kişisel mal sayılmaktadır. Aynı Kanun’un 219’uncu maddesi uyarınca ise her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleri edinilmiş mal olarak sayılmaktadır. Bahse konu kavramlar ve bu kavramlar kapsamına nelerin gireceği evlilik birliğinin sona erdiği durumlarda eşlerin mallar üzerindeki hak sahipliğini belirleme konusunda önem taşımaktadır.
2. Evlilik Birliği İçinde Ödenen Kredi Taksitlerinin Hukuki Niteliği
TMK’nın “Kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasında denkleştirme” başlıklı 230’uncu maddesi bir eşin kişisel malına ilişkin borcun edinilmiş mallardan veya edinilmiş malına ilişkin borcun kişisel mallardan ödenmesi halinde, tasfiye sırasında denkleştirme istenebileceğini hüküm altına almıştır. Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca evlilik birliği öncesinde edinilmeye başlanan bir taşınmaz yapı itibarıyla kişisel mal niteliğindedir. Ancak bu taşınmaza ilişkin borç veya kredi taksitlerinin evlilik birliği içinde ödenmeye devam etmesi durumunda edinilmiş mallardan (örneğin eşlerin maaşlarından) yapılan bu ödemeler oranında diğer eş lehine bir katılma alacağı hakkı doğmaktadır.
Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2013/12971 E., 2014/11004 K. sayılı ve 29.05.2014 tarihli kararında[1] da bu durum vurgulanmıştır. Söz konusu kararda, davalının evlilik öncesi üye olduğu kooperatif ödemelerinin evlilik birliğinde ve boşanma davasından sonra da devam ettiği belirtilmiştir. Yerel mahkemenin taşınmazın tamamını doğrudan edinilmiş mal olarak kabul etmesi hatalı bulunarak, evlilik içinde edinilmiş mallardan yapılan ödemeler oranında bir tasfiye hesabı (denkleştirme) yapılması gerektiğine işaret edilmiştir.
Dolayısıyla evlilik öncesi tescil edilen bir taşınmazın kredi taksitleri evlilik süresince edinilmiş mallarla ödenmişse, malın mülkiyet yapısı değişmemekle birlikte evlilik birliği içerisinde ödenen kısım tasfiyede denkleştirmeye tabi tutularak diğer eşin katılma alacağı hakkı korunmaktadır.
3. Edinilmiş veya Kişisel Mallardan Diğer Eşin Kişisel Malına Katkı Yapılması ve Mal Rejiminin Tasfiyesine Etkisi
Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin talep edebileceği alacak türleri, katkının hangi mal grubundan yapıldığına göre değer artış payı alacağı (TMK m. 227) veya katılma alacağı (TMK m. 231-236) olarak ikiye ayrılmaktadır. Kanun’un 227’nci maddesinde düzenlenen değer artış payı bir eşin, diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına kendi kişisel mal varlığından (örneğin, evlilik öncesi birikiminden veya mirastan) katkıda bulunması halinde doğar. Eğer katkı kişisel maldan değil de evlilik içi ortak gelirden (edinilmiş maldan) yapılmışsa, bu durumda TMK'nın 230'uncu maddesi uyarınca grup içi denkleştirme yapılarak katılma alacağı hesaplanır.
Ayrıca belirtmek isteriz ki Yargıtay, evlilik birliği içerisinde elde edilen gelirlerin edinilmiş mal niteliğinde olduğunu ve katılma alacağı bakımından talepte bulunan eşin çalışıp çalışmamasının veya mala doğrudan nakdi katkıda bulunmasının önem taşımadığını kabul etmektedir. Bu doğrultuda evlilik birliği içerisinde edinilmiş mallardan karşılanan ve eşlerden birinin kişisel malına ilişkin kredi veya taksit ödemeleri bakımından diğer eşin çalışmıyor olması veya doğrudan nakdi katkısının bulunmaması katılma alacağı hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2014/12642 E., 2015/5668 K. sayılı ve 10.03.2015 tarihli kararında “katılma alacağı bakımından talepte bulunan eşin çalışıp çalışmaması veya herhangi bir katkıda bulunup bulunmamasının bir önemi de yoktur”[2]denilerek bu husus açıkça ortaya konulmaktadır. Bu itibarla evlilik birliği öncesinde edinilmiş ve kişisel mal niteliğinde olan bir malın bedeline ilişkin borçların evlilik birliği içerisinde edinilmiş mal niteliğindeki gelirlerden karşılanması halinde çalışmayan eşin de mal rejiminin tasfiyesi kapsamında doğan katılma alacağından yararlanması mümkündür.
Bu ayrım ve dava açılırken taleplerin nitelendirilmesi hususu Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2017/8450 E., 2019/1633 K. sayılı ve 19.02.2019 tarihli kararı[3] uyarınca da değerlendirilmiştir. Söz konusu olayda taraflar evlenmeden önce davalı adına konut kredisi çekilmiş, taksitlerin bir kısmı evlilik öncesinde, bir kısmı evlilik birliği içerisinde ve kalan kısmı ise boşanma sonrası ödenmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde, evlilik içi kredi ödemelerini de kapsayacak şekilde açıkça "değer artış payı alacağı" talebinde bulunmuştur. Yerel mahkeme, evlilik içi ödemelerin katılma alacağına konu edilebileceğini ancak davacının bu yönde ayrı bir davası bulunmadığını gerekçe göstererek talebi reddetmiştir.
Yargıtay ise bu yaklaşımı hatalı bularak Yerel mahkeme kararını bozmuştur. Yargıtay ilamında, değer artış payı ile katılma alacağının farklı hukuki temellere dayandığını ancak davacının usulüne uygun şekilde ileri sürdüğü alacak talebinin kredi ile mal alımına dair yerleşik ilkeler çerçevesinde esastan incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi ispatlanamadığı sürece evlilik içi kredi ödemelerinin edinilmiş mallardan karşılandığının kabul edilmesi ve tasfiye hesabının buna göre yapılması gerektiğine karar vermiştir.
Bu noktada hesaplanan alacağın hangi mal grubundan karşılandığı tahsilat yöntemi açısından büyük önem taşır. Somut olaydaki gibi evlilik içi kredi ödemeleri edinilmiş mallardan (ortak gelirden) karşılanmışsa TMK’nın 230’uncu maddesi uyarınca edinilmiş mal grubu lehine bir "denkleştirme alacağı" doğar. Bu alacak, TMK’nın 231’inci maddesi gereğince edinilmiş malların aktifine eklenerek artık değeri oluşturur. Tasfiyenin son aşamasında ise TMK’nın 236’ncı maddesi uyarınca eşler bu artık değer üzerinden yarı yarıya hak sahibi olurlar.
Buna karşın eğer söz konusu kredi ödemelerine veya taşınmazın edinimine yapılan katkı edinilmiş mallardan değil de doğrudan diğer eşin kişisel malından (örneğin kendisine kalan bir mirastan veya evlilik öncesi altınlarından) karşılanmış ise TMK’nın 227’nci maddesi uyarınca hesaplanan değer artış payı alacağı artık değer hesabına dahil edilmez. Bu durumda alacak, doğrudan katkı sağlayan eşin şahsi hakkı kabul edilerek borçlu eşten öncelikli olarak tahsil olunur.
Sonuç Olarak;
1. TMK m. 220 uyarınca evlilik öncesi tescil edilen taşınmazlar kişisel maldır. Ancak evlilik birliği öncesinde edinilen malların taksitlerinin evlilik birliği içerisinde ödenmesi halinde, mülkiyet yapısı değişmemekle birlikte evlilik içi ödemeler oranında tasfiyeye tabi bir edinilmiş mal payı hesaplanır.
2. Evlilik süresince ödenen taksitler aksi ispatlanmadığı sürece edinilmiş mallarından karşılanmış sayılır. Kişisel mal borcunun edinilmiş mallarla ödenmesi, TMK m. 230 gereğince taşınmaz maliki aleyhine bir denkleştirme yükümlülüğü doğurur.
3. Katkı diğer eşin şahsi varlığından yapılmışsa TMK m. 227 uyarınca değer artış payı doğar ve öncelikli olarak tahsil edilir. Katkı edinilmiş mallardan yapılmışsa, tutar artık değere eklenerek TMK m. 236/1 uyarınca yarı oranında katılma alacağı hakkı sağlar.
[1] Yargıtay 8. HD’nin 2013/12971 E., 2014/11004 K. sayılı ve 29.05.2026 tarihli kararı: “…kooperatif üyeliğinin evlilik öncesi başladığı dikkate alınarak, taşınmazın evlilik tarihindeki inşaat seviyesinin tespiti ile bu inşaat seviyesinin oranının evlilik öncesi kişisel mal ve bu şekilde evlilik öncesi kişisel mal oranı tespit edildikten sonra taşınmazın kalan oranı evlilik birliği içinde tamamlandığından bu oranın edinilmiş mal olarak kabul edilmesi... gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.”
[2] Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2014/12642 E., 2015/5668 K. sayılı ve 10.03.2015 tarihli kararı : “Katılma alacağı bakımından talepte bulunan eşin çalışıp çalışmaması veya herhangi bir katkıda bulunup bulunmamasının bir önemi de yoktur. Katılma alacağı yasadan kaynaklanmaktadır.”
[3] Yargıtay 8. HD’nin 2017/8450 E., 2019/1633 K. sayılı ve 19.02.2019 tarihli kararı : "Dava dilekçesinde davacı taraf, taşınmaz alımında kullanılan kredinin evlilik birliği içinde ödenen taksitleri de kapsayacak şekilde değer artış payı alacağı talebinde bulunmuş olup, aksi ispat edilemediğine göre evlilik içi kredi ödemelerinin edinilmiş mallardan karşılandığının kabulü gerekir. Az yukarıda açıklandığı üzere değer artış payı alacağı isteminde bulunurken katkı; somut olayda olduğu gibi edinilmiş maldan kişisel mala katkı şeklinde gerçekleşebilmektedir. Mahkemece... evlilik içi konut kredisi ödemeleri yönünden taşınmazdaki değer artış payı alacağı talebinin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde de hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni yapılmıştır."






