
29.04.2025
Yazarlar: Beyza Büyükağaçcı, Elifnaz Kendigelen
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ve Lahey Kuralları, Visby Kuralları ve Hamburg Kurallarında uluslararası deniz taşımalarındaki taşıyıcının hak ve yükümlülüklerinden bahsedilmiştir. Taşıyan, navlun sözleşmesinin ifasında, özellikle eşyanın yüklenmesi istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermek ve eşyayı teslim etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüklerinin ihlali sonucu eşyanın zıya veya hasara uğramasından ya da geç teslim edilmesinden ileri gelen zararlardan taşıyan sorumludur.
The rights and obligations of the carrier in international maritime transportation are regulated under the Turkish Commercial Code No. 6102 (“TCC”) and international conventions, including the Hague Rules, the Visby Rules, and the Hamburg Rules. The carrier is obliged to exercise the care and diligence expected from a prudent carrier in performing the freight contract, particularly in the loading, stacking, handling, transportation, protection, supervision, and unloading of the goods, as well as in their delivery. The carrier is liable for damages resulting from the loss or damage of goods or delay in delivery due to a breach of these obligations.
Taşıyan Kavramı
Taşıyan, navlun sözleşmesinin deniz yoluyla eşya taşıma taahhüdünde bulunan tarafıdır (TTK m. 1248). Taşıyan donatan veya işleten olabilir. Ancak bir kimsenin taşıyan olarak nitelendirilebilmesi için deniz yoluyla eşya taşımayı taahhüt etmiş olması yeterli olup donatan ya da işleten olması zorunlu değildir[1]. Yani taşıma işini fiilen icra etmek zorunda değildir. Aynı zamanda kanunda açık bir tanımı bulunmamakla birlikte fiili taşıyan da deniz ticaretinde hasar ve zıyadan sorumlu tutabileceğimiz bir taşıyan çeşitlerindendir.
Taşıyanın Sorumluluğu
TTK ile taşıyanın gemiyi başlangıçta denize, yola, yüke elverişli halde bulundurmama (TTK m.1141), eşyayı izinsiz başka gemiye yükleme veya aktarma (TTK m.1150), izinsiz güvertede taşıma (TTK m. 1151) ve haklı bir sebep olmaksızın rotadan ayrılma (TTK m. 1220) gibi bazı sorumluluk sebepleri ile eşyanın zıya ve hasara uğraması ya da geç tesliminden doğan zararlardan sorumluluk (TTK m. 1178) hakkında düzenlemeler getirilmiştir.
TTK m. 1178 uyarınca “Taşıyan, navlun sözleşmesinin ifasında özellikle eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür.” Aynı maddenin ikinci fıkrası ile taşıyanın meydana gelen zararlardan, fiilin eşyanın hakimiyetinde bulunduğu sırada gerçekleşmesi halinde sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Taşıyanın sorumluluğu yükleme limanında yükün kancaya takılması ile başlar boşaltma limanında kancadan çıkarılıncaya kadar devam eder. Kısacası taşıyanın sorumluluğu limandan limana kadarki süreyi kapsar. Taşıyanın sorumluluğunu üç ana başlıkta incelemek mümkündür. Bunlar; taşıyanın gemiyi başlangıçta sefere elverişli halde bulundurma yükümlülüğü, taşıyanın yüke özen yükümlülüğü ve taşıyanın gecikmeden doğan yükümlülüğü şeklindedir. Bu nedenle taşıyan, söz konusu yükümlülüklerine yerine getirmemesi sebebiyle meydana gelen zararlardan sorumludur.
Yüke özen yükümlülüğünün ihlalinde taşıyanın veya gemi adamlarının kusurunun bulunması gerekmektedir. Taşıyan, kendi kusurundan olduğu gibi kendi adamlarının ve gemi adamlarının kusurundan da sorumludur. Kusurun tespitinde ölçü olarak “tedbirli” bir taşıyanın dikkat ve özeni kabul edilmektedir. Türk Deniz Ticareti hukukunda taşıyanın sorumluluğu belirlenmesinde temel teşkil eden “kusur” kavramı “sevk ve idare kusuru” ve “ticari kusur” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Sevk ve idare kusuru aynı zamanda teknik kusur olarak da anılmaktadır. Geminin sevk ve idaresine ait bir kusur; gemiye, güvenliğine ve denize elverişliliğine ait hatalı bir fiil veya ihmal olarak tanımlanabilir. Sevk ve idare kusuru TTK’de taşıyanın sorumsuzluk sebeplerinden biri olarak sayılmıştır
Ticari kusur ise yükün menfaati icabı alınması gereken önlemlerin alınmamış olması olarak tanımlanabilir. Yükün menfaati için de taşıyan malların yüklenmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamını göstermekle yükümlüdür.
Hasar ve Zıya Kavramı
Zıya ve hasar kavramları genel olarak ‘zarar’ başlığı altında incelenmektedir. Zarar, bir şeyin ya da bir olayın yol açtığı menfaat kaybı veya kötü sonuç olarak tanımlanabilir. Deniz taşıma hukukunda ise yük, taşıyanın kusuru ile veya kusuru olmaksızın dışardan gelen bir etki sonucu hasara uğrayabilir ya da zayi olabilir.
Zıya, taşıyanın yükü gönderilene teslim etmesi imkanından yoksun olmasını ifade etmektedir. Zıya “tam zıya” ve “kısmı zıya” olarak ikiye ayrılmaktadır. Tam zıyada yükün piyasa değeri tamamen ortadan kalkmakta ya da gönderilene teslim edilmesi mümkün olmamaktadır. Kısmı zıyada ise, yükün asli vasfı değişmiş ancak ekonomik değeri tamamen ortadan kalkmamıştır.
Yükün haricen dahi olsa hal ve vaziyetinin kötüleşerek değerinde bir azalma meydana gelmesi halinde ise hasarın varlığından söz edilmektedir. Devamlı olarak bir değer kaybına neden olabilecek geçici bozulma hali de hasar olarak nitelendirilmektedir. Yükün kısmen hasara uğraması durumunda ise tüm yükün hasarlı olarak kabul edilebilmesi için sağlam olan kısım ile hasara uğrayan kısmın birbirinden ayırt edilememesi gerekmektedir.
Bununla birlikte taşıyan TTK m. 1181’de düzenlenen mutlak sorumsuzluk halleri ve m. 1182’de düzenlenen muhtemel sorumsuzluk halleri uyarınca sorumluluktan kurtulabilecektir.
SONUÇ:
1.Uluslararası deniz taşımalarında, TTK ve milletler arası anlaşmalara göre taşıyan, yükün güvenli bir şekilde taşınmasını sağlamakla yükümlüdür ve taşıma sırasında meydana gelebilecek hasar, zıya ve gecikmeden sorumludur. Bu sorumluluk, geminin başlangıçta sefere elverişli hale getirilmesi, yükün korunması ve taşınması süreçlerinde gereken özenin göstermesi ile ilgilidir.
2.Zıya ve hasar, taşıma sürecinde yükün zarar görmesi veya yükün teslim edilemeyecek hale gelmesini ifade eder. Taşıyan, zıya veya hasarın meydana geldiği dönemde yükün hâkimiyetinde ise sorumlu tutulur
3.Taşıyan, bazı durumlarda sorumluluktan muaf tutulabilir. Bunlar arasında deniz tehlikeleri, savaş hali, doğal afetler, yükle ilgililerin kusurları ve yükün kendi özelliğinden kaynaklanan zararlar bulunmaktadır. Bu durumlarda taşıyan, gerekli tedbirleri almışsa sorumluluktan kurtulabilir.
[1] Emine Yazıcıoğlu / Rayegan Kender / Ergon Çetingil, Deniz Ticareti Hukuku, Filiz Kitabevi, 2022, s.337.






