07.05.2026

*Beyza Büyükağaçcı

Kamuoyunda dul ve yetim aylığı olarak bilinen ve 5510 sayılı Kanun’da “ölüm aylığı” olarak düzenlenen hak, sigortalı olarak çalışmakta iken veya aylık almaya hak kazanmışken vefat eden sigortalının geride kalan hak sahiplerine sosyal güvenlik sistemi kapsamında bağlanan sürekli nitelikte bir ödemedir. Bu çalışmada, hukuki niteliği, hak sahipliği koşulları ile aylığın bağlanması ve kesilmesine ilişkin esaslar Türk sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde ele alınmıştır.

Regulated as a “survivor’s pension” under Law No. 5510 and commonly known as the widow’s and orphan’s pension, this entitlement is a permanent social security benefit granted to the surviving beneficiaries of an insured person who passes away while actively insured or after having become entitled to a pension. In this study, the legal nature of the pension, the conditions for entitlement, and the principles governing its granting and termination are examined within the framework of Turkish social security legislation.

1.   Ölüm Aylığı (Dul ve Yetim Aylığı ) Nedir?

Ölüm aylığı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı olarak çalışmakta iken veya bu kapsamda aylık almaya hak kazanmışken vefat eden sigortalının, geçimlerinin korunması amacıyla geride kalan hak sahiplerine bağlanan sürekli nitelikteki sosyal güvenlik ödemesidir. 5510 sayılı Kanun’da ölüm aylığı olarak tanımlanan söz konusu ödeme kamu nazarında dul ve yetim aylığı olarak bilinmektedir.

2.    Ölüm Aylığına Hak Kazanma Koşulları Nelerdir?

Ölüm aylığı bağlanabilmesi için, kural olarak sigortalının ölüm tarihinde belirli bir prim ödeme gün sayısını ve sigortalılık süresini tamamlamış olması gerekir. Buna göre, sigortalının en az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması ya da 4/1-(a) kapsamında çalışanlar bakımından her türlü borçlanma süreleri hariç olmak üzere en az beş yıldır sigortalı bulunup toplam 900 gün prim ödemiş olması halinde hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanır. Kendi nam ve hesabına çalışan sigortalılar (4/1-b) bakımından ise, ölüm aylığı bağlanabilmesi için prim ve genel sağlık sigortası dâhil olmak üzere Kuruma olan tüm borçların ödenmiş olması şarttır.

3.   Dul ve Yetim Aylığına Kimler Hak Kazanabilir?

Vefat eden sigortalının eşine ölüm aylığı (dul aylığı) bağlanabilmesi için, ölüm tarihinde taraflar arasında yasal evlilik bağının bulunması zorunludur. Dul eşe kural olarak aylığın %50’si bağlanır. Ancak, aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan ve 5510 sayılı Kanun kapsamında (istisnalar hariç) çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir ya da aylık almayan dul eşe %75 oranında ölüm aylığı bağlanır.

Sigortalının çocuklarına ölüm aylığı bağlanması(yetim aylığı); çocuğun yaşı, cinsiyeti, öğrenim durumu, çalışma hali, malullük durumu ve medeni hali gibi ölçütlere göre belirlenir. Erkek çocuklara, evli olup olmadıklarına bakılmaksızın; öğrenim görmüyorlarsa 18 yaşına, ortaöğrenim görmeleri halinde 20 yaşına, yükseköğrenim görmeleri halinde ise 25 yaşına kadar ölüm aylığı bağlanır. Bunun yanında, erkek çocukların Kanunda belirtilen istisnalar dışında çalışmamaları ve kendi sigortalılıkları nedeniyle gelir veya aylık almamaları gerekir. Kız çocuklara ise, çalışmamaları ve kendi sigortalılıkları nedeniyle gelir veya aylık almamaları şartıyla; evli olmamaları, evlenip sonradan boşanmış veya dul kalmış olmaları halinde yaş ve öğrenim şartı aranmaksızın ölüm aylığı bağlanır.

Sigortalının anne ve babasına ölüm aylığı bağlanabilmesi için, 65 yaşın altında olmaları halinde, sigortalının eş ve çocuklarından artan hisse bulunması ve anne veya babanın her türlü gelirinin asgari ücretin net tutarından az olması gerekir. Ayrıca, diğer çocuklarından dolayı gelir veya aylık almamaları şarttır. Anne ve/veya babanın 65 yaşın üzerinde olması halinde ise, bu koşullar sağlandığı takdirde artan hisse bulunup bulunmadığına bakılmaksızın ölüm aylığı bağlanır.

4.   Önemli Hususlar

Ölüm aylığı, miras hukukundan bağımsız, sosyal güvenlik hukukuna özgü bir hak niteliği taşır. Bu nedenle hak sahiplerinin mirasçı sıfatını kazanması zorunlu olmadığı gibi, mirasın reddedilmiş olması da söz konusu aylığın talep edilmesine engel oluşturmaz[1].

Uygulamada en çok tartışma yaratan hususlardan biri, kanuna karşı hile ve hakkın kötüye kullanılmasıdır. Özellikle ölüm aylığından yararlanmak veya aylığın devamını sağlamak amacıyla, fiilen evlilik benzeri bir birliktelik sürdürülmesine rağmen resmî nikâh yapılmaması ya da yalnızca aylık alabilmek için muvazaalı boşanmaya başvurulması yargı kararlarında dürüstlük kuralına aykırı davranış olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi, evli olmama şartını dolanmak amacıyla yapılan iyi niyete dayanmayan boşanmaları açıkça hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirmiş[2]; Yargıtay da dul aylığı bağlandıktan sonra gayriresmî birliktelik kurulmasını kanuna karşı hile kapsamında değerlendirmiştir[3]. Bu tür hâllerde bağlanan aylıkların kesilmesi ve haksız ödemelerin geri istenmesi söz konusu olabilmektedir.

Sonuç:

1.   Ölüm aylığı (dul ve yetim aylığı),  hak sahiplerinin mirasçı sıfatına bağlı olmayan, doğrudan sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan ve kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde korunan bir haktır.

2.   Aylığın bağlanması ve devamı, hak sahibinin medeni durumu, çalışma hali, öğrenim durumu gibi objektif ölçütlere bağlıdır.

3.   Ölüm aylığından yararlanmak amacıyla muvazaalı işlemler yapılması yoluyla hak elde edilmeye çalışılması, dürüstlük kuralına aykırı kabul edilmekte; bu tür durumlarda aylıkların kesilmesi ve yapılan ödemelerin geri alınması hukuken mümkün olmaktadır.


[1] “Sosyal Güvenlik Yasalarından; kamu hukukundan doğan dul ve yetim aylığı, bu kişilere yasanın verdiği doğrudan talep edilen bir haktır ve terekeden yahut murisin malvarlığından talep edilmeyip, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan yasa gereği talep edilir. Bu itibarla, dul ve yetim aylığı murisin yahut vvasiyet edenin “malvarlığı” içerisinde yer almayıp, ölüme bağlı tasarrufa konu edilemezler.” Yargıtay 3. HD, E. 2009/12759, K. 2009/14554 sayılı ve 01.10.2009 tarihli kararı

[2] “…5510 sayılı Yasa’nın 34. maddesinde öngörülen ölüm aylığını alabilmek için ‘evli olmamak’ koşulunu aşmak amacı ile iyi niyete dayanmayan ve dürüst olmayan boşanma isteği ve çabası ile boşanma kararı elde edilip buna bağlı olarak ölüm aylığı alınması, açıkça hakkın kötüye kullanılmasıdır.” Anayasa Mahkemesi’nin 2009/86 E. 2011/70K. sayılı ve 28.04.2011 tarihli kararı

[3] “…Somut olayda; sanığın, eski eşi ...’in 09.10.2001 tarihinde ölmesiyle birlikte kendisine dul aylığı bağlandıktan sonra kanuna karşı hile yaparak gayriresmi evlilik yapmasına rağmen 25.05.2005 tarihinden itibaren haksız yere maaş almak suretiyle… “ Yargıtay 15. CD. 2012/14072 E. 2014/639K. sayılı ve 20.01.2014 tarihli kararı. 

TOP