15.10.2026

*Beyza Büyükağaçcı, Öyküm Koruca

 

Engelli bireylerin toplum hayatına tam ve etkin katılımının sağlanması, yalnızca ayrımcılığın önlenmesine yönelik negatif yükümlülüklerle sınırlı olmayan, devletin aktif müdahalesini gerektiren bir alandır. Nitekim Anayasa’da güvence altına alınan eşitlik ilkesi ile devlet, çeşitli tedbirlerle engelli bireylerin istihdamını desteklemektedir. Bu tedbirler arasında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca, belirli koşulları taşıyan işverenlere engelli işçi çalıştırma yükümlülüğü getirilmesi de yer almaktadır. Bu bilgi notunda, anılan düzenleme çerçevesinde engelli işçi çalıştırma yükümlülüğünün kapsamı ve işverenler bakımından doğurduğu hukuki sonuçlar incelenecektir.

Ensuring the full and effective participation of people with disabilities in social life is an area that requires active state intervention—one that is not limited solely to negative obligations. Indeed, in accordance with the principle of equality by the Constitution, the state supports the employment of people with disabilities through various measures. Among these measures is the obligation imposed on employers who meet certain conditions to hire employees with disabilities, pursuant to Labor Code No. 4857. This legal brief will examine the scope of the obligation to hire employees with disabilities under the aforementioned regulation and the legal consequences it entails for employers.

1. Engelli Kavramının Tanımı

Yurt İçinde İşe Yerleştirme Hizmetleri Hakkında Yönetmelik uyarınca engelli; doğuştan ya da sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılamada güçlük yaşayan ve tüm vücut fonksiyon kaybının en az %40 olduğu sağlık kurulu raporu ile belgelenen kişi olarak tanımlanmaktadır.

Bu kapsamda kişinin engelli statüsünde değerlendirilebilmesi bakımından aranan %40’lık eşik, tüm vücut fonksiyon kaybı üzerinden belirlenmekte olup farklı amaçlarla düzenlenen engellilik veya çalışma gücü kaybı oranlarının doğrudan esas alınması mümkün değildir.

2. Engelli İşçi Çalıştırma Yükümlülüğü

Engelli bireylerin istihdamına yönelik farklı ülkelerde farklı sistemler uygulanmaktadır. Türk hukukunda esas olarak zorunlu çalıştırma yükümlülüğünü ifade eden ve belli sayıda ya da oranda engelli istihdamını mecburi kılan kota sistemi benimsenmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca, aynı il sınırları içinde 50 veya daha fazla işçi çalıştıran özel sektör işverenleri, işyerlerinde toplam işçi sayısının %3’ü oranında engelli işçi çalıştırmakla yükümlüdür. Ayrıca, işyerinde çalışmakta iken engelli hale gelen işçilere engelli kontenjanının karşılanmasında öncelik tanınması esastır.

Bu kapsamda çalıştırılması gereken işçi sayısının belirlenmesinde, işyerinde belirli veya belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçiler esas alınmaktadır. Kısmi süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçilerin ise çalışma süreleri, tam süreli çalışmaya oranlanmak suretiyle hesaplamaya dahil edilmektedir. Aynı il sınırları içerisinde birden fazla işyeri bulunan işverenler bakımından engelli işçi çalıştırma yükümlülüğü, işverenin toplam işçi sayısı esas alınarak belirlenmektedir.

Yer altı ve su altı işlerinde engelli işçi çalıştırılması mümkün değildir. Bu nedenle, engelli işçi çalıştırma yükümlülüğünün belirlenmesinde, yer altı ve su altı işlerinde çalışan işçiler toplam işçi sayısına dahil edilmemektedir.

Engelli işçi istihdamında esas olan bu kişilerin tam süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılmasıdır. Bununla birlikte ilgili kişilerin talebi bulunması ve işyerinde kısmi süreli çalışma yapılmasının mümkün olması halinde kısmi süreli iş sözleşmesiyle istihdam edilmeleri de mümkündür. Bu durumda işverenin kontenjan yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, kısmi süreli çalışma sürelerinin tam süreli çalışmaya dönüştürülmesi suretiyle tespit edilmektedir.

Bununla birlikte engelli işçilerin, meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde istihdam edilmesi gerekmektedir. Bu yükümlülük yalnızca engelli işçinin işe alınmasıyla sınırlı olmayıp çalışma koşullarının işçinin durumuna uygun şekilde değerlendirilmesini de gerektirmektedir.

İşverenlerin yükümlülükleri kapsamında çalıştıracakları engelli işçileri kural olarak İŞKUR aracılığıyla temin etmeleri gerekmektedir. İşverenin engelli adayı kendisinin bulması halinde ise İŞKUR aracılığı olmaksızın istihdam edilen engelli işçinin işvereni tarafından işe başladığı tarihten itibaren en geç 15 işgünü içinde İŞKUR’a bildirilerek tescil ettirilmesi gerekmektedir.

3. İşverenlere ve Engelli İşçilere Yönelik Teşvikler

İŞKUR’a kayıtlı olarak iş arayan engelli bireyler mesleki niteliklerini geliştirmeye yönelik kurs ve işbaşı eğitim programlarına yönlendirilebilmekte veya niteliklerine ve durumlarına uygun işlere yerleştirilmektedir. Bunun yanı sıra, engelli bireylerin kendi işlerini kurmalarına yönelik destek ve teşvik mekanizmaları da uygulanmaktadır.

Özel sektör işverenlerince istihdam edilen her bir engelli işçi için, prime esas kazancın alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primi işveren hissesinin tamamı Hazine tarafından karşılanmaktadır. Yükümlü olmadığı halde engelli çalıştıran ve kontenjan fazlası engelli çalıştıran işverenlere de bu teşvikten yararlanma imkanı sağlanmaktadır.

4. Yükümlülüğe Uyulmamasının Sonuçları

İşverenin engelli işçi çalıştırma yükümlülüğünün doğmasına rağmen süresi içinde İŞKUR’a talepte bulunmaması, kontenjan açığını kapatmaması veya Kurum tarafından yönlendirilen ve talep koşullarını taşıyan adayları hukuken geçerli ve objektif bir neden olmaksızın istihdam etmemesi halinde, engelli işçi çalıştırma yükümlülüğüne aykırılık gündeme gelmektedir. Bu durumda, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 101. maddesi uyarınca, çalıştırılmayan her engelli işçi ve çalıştırılmadığı her ay için işveren aleyhine idari para cezası uygulanmaktadır. Kamu kuruluşları da bu para cezasından muaf tutulmamaktadır.

Engelli işçi çalıştırma yükümlülüğüne aykırılık halinde tahsil edilen cezalar, engelli bireylerin istihdamını destekleyen projelerde özellikle engellilerin kendi işini kurmaları, işe yerleştirilmeleri, iş ve işyerine uyumlarının sağlanması ve istihdamı kolaylaştıracak destek teknolojilerinin temini gibi amaçlarla kullanılmaktadır.

SONUÇ:

1. Engelli işçi çalıştırma yükümlülüğü, engelli bireylerin çalışma hayatına dahil edilmesini ve ekonomik bağımsızlıklarının desteklenmesini amaçlayan sosyal devlet ilkesinin somut görünümlerinden biridir.

2. Bu yükümlülük, işverenler bakımından yalnızca belirli oranda engelli işçi istihdam edilmesini değil, aynı zamanda bu kişilerin durumlarına uygun çalışma koşullarının sağlanmasını da gerektirmektedir.

3. İşverenlerin bu yükümlülüğü zamanında ve usulüne uygun şekilde yerine getirmemesi halinde, çalıştırılmayan her engelli işçi ve her ay için idari para cezası uygulanması gündeme gelmektedir.

TOP